dAfnEmAniA

Newest Posts

İbrahim Kaypakkaya (1949-1973)

Ankara’ya kesildi yolum
orada çevrildi hep sağım solum
ne yapsalar yıkılacak bu zulüm
işte geldik oğul bizim illere
anadolu’ya..

İbrahim Kaypakkaya kimdir ?

Türkiye Komunist Partisi-Marksist Leninist (TKP-ML) ‘in ve Türkiye İsçi Koylu Kurtuluş Ordusu(TIKKO)’nun kurucusu.

1949′da Çorum’da doğdu. İlkokulu Karamahmut, Ortakışla ve Alacaköy’de okudu.  Hasanoğlan Öğretmen Okulu’nun sınavını kazandı ve öğrenimini burada sürdürdü. Devrimci düşünceyle Hasanoğlan Öğretmen Okulu’nda tanıştı. Bu okuldan mezun olduktan sonra, Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Sınıfına bir yıl devam etti ve İstanbul’da Çapa Öğretmen Okulu’na kaydoldu. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü öğrecisiydi. Bu yıllarda, özellikle devrimci gençliğin antiemperyalist mücadelesine yakın ilgi duydu.

TİP üyesi olan Kaypakkaya, siyasal düşüncelerinin yanısıra, sanata ve edebiyata olan eğilimi, her konudaki bilgisi, alçakgönüllü kişiliği ile dikkati çekti. Mart 1968′de, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’ndaki arkadaşlarıyla FKF’ye bağlı Çapa Fikir Kulubü’nü kurdu. Okul yönetimi tarafından tepkiyle karşılandı. Yüksek Öğretmen Okulu’ndaki devrimci öğrencilere karşı, baskı ve sindirme politikası başlatıldı. Benzeri olayların yasanması neticesinde, farklı hareketlerde de boy gösterdi.

Sıkıyönetimde 17.05.1973 yılında gözaltına alınan genç fidan günlerce  işkenceye maruz kaldı. Sorgusunda kendisine ve örgütüne dair tek kelime bilgi vermedi.

6 Mayis 1973′te götürüldüğü sorgudan iki gün sonra Diyarbakır’a gelen babasına, intihar ettiği söylendi ve işkencede parçalanmış cesedi teslim edildi..

Kızılırmak-Gidenlerin Ardından İbrahim’e ithafen yazılmıştır.

gökyüzüne çizilmiş resimlere benzerdik
rüzgarın peşine takılan bir nefes gibiydik
kırdı dallarımızı fırtınalar boranlar
kaldı bahar çiçekleri üzerinde sevgimiz

gözlerimiz sevgiyi yüreğimiz sevdayı
ellerimiz emeği anlatırdı usanmadan
kırdı dallarımızı fırtınalar boranlar
kaldı bahar çiçekleri üzerinde sevdamız

uzak dağ başlarında yanan ateşlerdeydik
kentin sokaklarında dalga dalga özgürlük
direndik teslim olmadık binlerce kardelendik
kaldı çocuk gülüşleri ışığında kavgamız..

Rahmetle anıyoruz.

aç kalarak kilo vermek

ac kalarak zayıflamaya calısmak kilo vermek ya da diyet yapmak adına ne derseniz artık bence cok sacma.. açlık vucudun bazal metabolizmasını daha da düşürerek, kıtlık bilincini vucuda empoze ediyor.

örneğin sabah kahvaltısını adamakıllı yapmayan/ya da hiç yapmayanlar daha cok kilo alırlar neden derseniz yine kıtlık bilinci karsımıza cıkar. enerji bulamayan vucut bu bilinci olusturduktan sonra ilk yediğini depolar. dolayısıyla öglen yediğiniz yemek diiiiiiiiiiireeekk size kilo olarak döner.

yani enerji için gerekli karbonhidrat yap ve protein dizilişindeki enerji vericileri bulamayan vucut , depolama yapmaya calısır. bu sebeple yediğiniz ilk şey direk vucut tarafından depo edilir ki bu yenilenler yakılıp enerji vermeye calısılsın.

diyetisyen değilim ama benim mantıgım ac kalarak zayıflamanın neticesini böyle acıklıyor.

 

is(is)ra.el(ohim) = israeL ‘in kuruluşu

14.05.1948 yılında David Ben-Gurion tarafından bugünkü İsrail devleti kuruldu. Kuruluşundan 24 saat sonra da Arap ülkeleri tarafından işgal edildi.

Ama beni asıl ilgilendiren taraf , İsrail’in isminin geliş biçimi.

Diğer ülkeler atiyorum Çinse Çin, İngilizse İngiltere gibi isimler koyarken; İsrail cok farklı açıdan bakmış olaya.

Çok orijinal değil mi? Biraz irdelemek istedim.

İsis:  Mısır’daki ne önemli Tanrıçalardan birisi. Tüm tanrı tanrıçaların annesi olarak bilinir. Çok fazla ismi vardır. Çok fazla yerde gecer.. Gücün timsalidir.  İsis tüm tanrı ve tanrıçaların anası ve en güclülerinin arasında gibi görülüyorsa, İsrailde soyun kadınlardan gectiğini duyunca sasmamak lazım. diğer milletlerin soyları genelde erkek tarafından çoğalıyorlar. acaba yanılıyor muyumdur bilmiyorum,aklıma bu geldi.

Ra: Mısır’da güneş Tanrısı. Mısır mitinde güneşe çokca yer verilmiştir. Güneş büyük bir güçtür. Yeniden doğabilir, kendini devamlı yenileyebilir.

Elohim: Tevratta yani eki ahitte tanrı ve melekleri anlamında kullanılıyormuş. El: ilah Ohim: melekleri. Yahudilikte” tanrı/allah”  telafuz edilmediği gibi söylenmezmiş de mümkün mertebe.

Yani şöyle mi anlamalıyız acaba?; Tanrıca İSİS Tanrı RA ve Elohim :İlah ve Melekleri  tarafından kurulmuştur. Kadının gücü İsis’le ön plana cıkıyor. Soy kadından türüyor.. Ra ise her zaman nehirlerin üstünde, güneş gibi doğan ve hayatı bolluk ve berekete kavuşturan güç.. bunlar ilahlar oluyor.. Ohim de melekleri.. ve İsis.Ra.Elohim: İsrael kuruluyor..

cok ilgimi cekmiştir İsrail.. Gidip görülesi bence..

 

Anneler Günü

evet anneler gününü de 1 şekilde gecirmiş bulunmaktayız..

Kimimiz bir tatlı sözümüzle, kimimiz hediyelerimizle,kimimiz belki küsken barısarak..

ama her şeye ragmen Annelerimiz yanımızdaysa ve hayattaysa ne mutlu bize..  Bugün annesi yanında olanlar, onların dizinin dibinde sevgisini,mutlulugunu paylastı anneleriyle.. Sosyal medyada da cokca mesajlar yagdı annelere.. ne kadar güzel, ne kadar özel..

Fakat tüm bunların başka boyutu da var: Anneleri hayatta olmayanlar. Onlar adına cok üzülüyorum bir yerlerde bir şeyler karalarken düşünmek zorunda kalıyorum.. ne kadar zor 1 durum.. Empati bile yapamıyoruz değil mi mevzu yokluklarıysa.. sadece anlamaya calısıyoruz. Duyarlı olmaya calısıyoruz.. falan filan.. ama hiç 1 şey yokluklarını dolduramaz değil mi?

 

kıldır

bunlar cosku ve heyecanı bilmezler.

Yasayanlara da tuhaf gözle bakarlar. Onlarla yasamak renksiz ve sıkıcıdır.

insanlarla olan iletişiminiz de biraz sakalasıp ve belki de ilk girdiğiniz ortamda etrafla biraz tanısmak icin yakınlastığınızda “fazla samimi” oldunuz diyerek sizden uzaklasıp, böylelikle iletişimimizi koruyorum gibisinden absürd 1 savunmada bulunurlar.

bu insanlar samimiyetizi eleştirirken 1 yandan da sizin kiminle arkadas olup olamayacağınız konusunda ahkam keserler.sessizlikleriyle birseylerden rahatsız olduklarını anlarsınız. gidip sorarsınız?  sonra irdelersiniz olay ortaya cıkar.aslında rahatsız olmasını gerektirecek konu olmadığını anlatmaya koyulursunuz. sonra yine de içinize sinmez madem rahatsız oluyor der onun konusmanızdan rahatsız olduğu sizin ise yeni tanıdığınız insanları silersiniz. cunku dostunuz rahatsızsa gerisini dusunmezsiniz. bunu söylemediğini iddia ederler.böyle bir sey olsun istemedim ki derler.

siz de aptalsınızdır zaten.. 1 seylerin yapılması icin söylenmesi gerekmez, psikolojik baskı size yeter de artar bile..

herneyse bu insanlar sonra sizin görüşlerinizi etraflıca konusmadan bilmeden ahkam keserler ve kiminle muhabbetinizin yakın olup olmayacağınız hakkında da fikir beyan ederler. doğal olarak cıkıslar yaparsınız. anlasılmadıklarından, dinlenmediklerinden sikayet ederler. bilmezler ki, bunları ilk basta mantığınıza yatmamasına ragmen sırf dostunuz dediği icin görmezden gelmişsinizdir, o  diyorsa/yapıyorsa sebebi vardır diye düşünüp irdelememişsinizdir. iyi cocuktur falan diyip gönül koymamışsınızdır halbuki. sanarlar ki hep dogru yaptılar, düşünmezler ki böyle aptalca yaptıkları her tavirda suskunlukta  kırılmıstır 1 yanınız. ama lafını etmemişsinizdir gecmise 1 sey olmasın diye..

ama 1 süre sonra her naneye surat yapması, inceden eleştiriler ve suskunluklar uzaklasmalar, zırt pırt yılların muhabbetini oyuncağa cevirmesi neticesinde tadınız kacar. sabrınız tasar ve dinlemezsiniz onları.. tek kalemde de sileriniz. üstüne de bir oh cekersiniz. bıkmıssınızdır cunku bunlar hayatı güzelleştiren değil, geren insanlardır. her ayrıntıya takılırlar.

böyle arkadas da dost da olmasın.. zinhar :)

kalıbının adamı olamamıştır

bu insanları dostunuz kardesiniz görürsünüz. sonra bir gün birseylere alınıp küsebillirsiniz.. 1 sene konusmassınız. bir gün farkedersiniz ki; öfkeniz bitmiştir. yaklaşıp bittiğini söylersiniz, bir mesaj sallarsınız kardesim diye..

bu insanlar dostluktan kardeslikten tıpkı sizin gibi kardeslikten konusmuslardır senelerce. ve tam da dostluktan kardeslikten dem vururlar sizin mesajınızı cevaplarken, ahkam kesip tercihlerinizden bahsederler.. ancak  sonrasında mesajı gören sevgilisine dostlarını nasıl anlattılarsa, kavgaya sebebiyet vermislerdir. ve sırf bu sebeple sevgilisiyle tartısmıslardir. sevgilisi ile dostunu ayirt edemeyen bu şahıslar “ben sevgilimi buldum onunla mutluyum mutluluğumu seninle paylasamam ” gibisinden ergen gibi konuşup yasanan onca yıllık kardesliği piç etme konusunda en üst levela yerleşirler.

zamanında bunlar için en sevdiğiniz insanlara bile rest çekmişinizdir. bugün var yarın yoklar diye.. onları secmissinizdir. en önemlisi, baska insanlar icin degil sadece kendi aranızda problem yasadıgınız için gitmişsinizdir hep. küsmüssünüzdür, gönül koymussunuzdur. asla baska insanı sokmamışsınızdır araya. ama onlar da zamanında kimse için seni satmam demislerdir.. heh..

“1 senedir aramadın sormadın simdi mi aklına geldi barısmak ha dostum” diye sorsalar uğrasırsınız o kalbi kazanmak icin.. üzülürsünüz delice nasıl kaybettim diye.. ama o sizi sevgisiliyle kıyasa gecerek acizlik yapmıstır. sizi yıkan da onu sonsuza dek görmemek değil onun yaptığı acizliktir.

öyle ilişkiye de, öyle dostluğa da … der gülersiniz şok olmus bir halde:)

sonra şokun etkisi gecince dusunursunuz: bu acizleri senelerce adam sanmışsınızdır ama kalıbının adamı olamamışlardır malesef hiç.. hep iyi olduklarına inanmıssınız ve öyle görmüşsünüzdür senelerce. gec olsa da bu olayla 8 9 sene sonra anlarsınız gerceği.

Onları değil kaybettiğimize üzülmek,hayatımızdan cıkarttığımız için sevinmeliyiz. gecen yılları silip, gelecek yıllara beraber devam etmediğiniz için kardan saymalısınız.

bugün günlerden mide diyip üzülürsünüz günlerce acı cekersiniz ;  ama sonra aklınız basınıza gelir. Sevinirsiniz. nasıl 1 hata yaptı bana iyi ki oldu tüm bunlar bitti her sey diyerek.. Zinhar uzak durunuz.

Beşiktaş’ım Uefa’ya gidiyor!..

12 Mayıs 2012 Bursaspor-İBB macında, belki tarihinde ilk defa dogru adım atan timsahlar, İBB’yi 4-0 yenerek bizi maçsız biçimde Avrupaya göndemişlerdir.

buradan onlara tesekkürlerimizi sunuyorum.

Seneye temizLig’te sampiyonluk kutlamamız dileğiyle. Şu haliyle, yüzbinlerce kez “iyi ki bu ligte değiliz, iyi ki bu ligte sampiyonluga oynamadık, iyi ki Besiktas’lıyım ” dedim :)

RTE-Galatasaray İlişkisi

Kime sorsanız, RTE Galatasaray’ı şampiyon yaptı deniliyor..

1- RTE Fenerbahceli

2-RTE Galatasaray taraftarınca TT Arena’da yuhalandı.

3-Fenerbahce bir maçta RTE adına güzel 1 pankart açtı.

4-Play off sansı tanınarak Galatasaray kupayı alacakken, süre uzatıldı. Fenerbahce ve diğer takımlara şans tanındı.

 

Şimdi bu pozisyonda mantıgınız alıyor mu Galatasaray’ı RTE’nin şampiyon yaptığı..

RTE’yi sevmem, Fenerbahceli ya da Galatasaray’lı değilim; Beşiktaşlıyım.. ama 1 konuda 1 şey konusurken, mantıklı suclamalarda bulunulmadığını dusunduğumden bu konuyu yazmak istedim.. Haaa eğer bilmediğim 1 seyden ötürü bu dusunuluyorsa, sebebini bilmek isterim.

Hadi dogruyu beraber bulalım. Mantık hatasını cozelim:)

12 Mayıs 2012 Fenerbahce – Galatasaray Maçı

“Mac berabere bitti. Kupayı Galatasaray aldı.”

Keşke böyle 1 yorumla kalabilseydik.. Ama tarihin en utanc verici maclarından birisi olarak yerini aldı desek abartmış olmayız.

Maçı hakem Cüneyt Çakır yönetmiştir. Her iki takımdan da kırmızı kart yenilmiştir. Mac uzamıştır. ve maç boyunca da tahmin ettiğiniz edebileceğiniz ya da edemeyeceğiniz her türlü olay olmuştur.

Beraberlik Galatasaray’ı sampiyon yaparken Fenerbahçe Stadın ısıkları kapatarak kupanın Şükrü Saracoglu’nda verilmeyeceği konusunda diretmiştir. Hatta sonradan olay daha da abartılıp kupayı soyunma odasında vermeye kadar gitmiştir. Mevzu sonunda; ışıksız ve platformsuz bir ortamda Galatasaray Kupayı Şükrü Saraçoğlu stadında almıştır.

“Kupayı vermek istemediler elektriği kestiler devreye basbakan girdi,taraftar ile polis catıstı bla bla bla..”  Sadece Türkiye değil, Avrupa ve Dünya kamuoyunun da gözleri önünde bu tip olayların geliştiği bir maçta, ülkemiz adına utanc duyuyorum. Bu mu bizim Futbolumuz? Bu mu bizim Türk insanımız.. Bununla mı tanınacağız? Yazıklar olsun.. Kupayı alan takıma centilmenlik göstrerilmeliydi. Mevzu sadece taraftar/futbol takımı olsa neyse, Polisimiz de gösterdi kötülüğünü,kalitesizliğini. Vatandasla resmen catıstı..

Fenerbahçe , bu olaylardan sonra Avrupa Ligi için ceza almaz umarım. Ben bu tip 1 ceza bekliyorum. Üzülerek. Yasanmaması gereken seyler oldu.

Bu arada 1 kocaman Not: Fenerbahçeli Ziegler gözlerimizi doldurdu.. Takımı şampiyonu olamadığı için çocuk gibi ağladı. bu nasıl aşk? bu nasıl bağlılık? her futbol takımına böylesine futbolcular nasip olsun..